15 Temmuz 2010 Perşembe

Lütfen



15 Haziran 2010 Salı

Çocukların masumiyetini çaldınız

Çocukların masumiyetini çaldınız


“Ful çeken” komşunun oğlu kâbusumuz oldu. “Kan kardeşliği”nin yerini, “puan düşmanlığı” aldı. Masumiyetini çaldınız çocukların, haberiniz var mı?

KADRİ GÖNÜLLÜ

Geldiğiniz günden beri altüst ettiniz hayatımızı. “Değişim” dediniz, “dönüşüm” dediniz, her şeyi daha beter ettiniz. Paranın emrine sundunuz sağlığımızı; eğitimi metalaştırdınız. Alınıp satılır oldu en temel haklarımız. Şirket gibi yönettiniz devleti. Siz tüccar, biz müşteri olduk. “Katkı pay”larından yıkıldı ortalık.

Yetmedi, çocuklarımıza el attınız. “OKS’yi kaldıracağız, sınav yükünü azaltacağız” dediniz, SBS’nı getirdiniz. Sınavı üç yıla yaydınız, stresi katladınız. Dershane yaşını 11’e, test çözme yaşını 7’ye düşürdünüz. “SBS Canavarı”nı soktunuz çocukların rüyalarına. “Doğru”larla “yanlış”lar arasında, “kaç net?”ti hayatları. Okul, ev, dershane üçgeninde zindanı yaşattınız. “Özel ders”i soktunuz hanelerimize.

OKS’yi tam kanıksamıştık ki, bol “S” li SBS’yi soktunuz hayatımıza. Oysa “sevgi”nin esemesi yoktu ortalıkta. Test ettiniz, ölçüp biçtiniz taze hayatları. Çocukların “seviye”siyle uğraşacağınıza, siyasetin seviyesini ölçseydiniz ya! Siyasetçi Seviye Belirleme Sınavı (SSBS) icat edip test etseydiniz ya kendinizi? Her yıl girseydiniz üstelik… Ortalamanızı biz hesaplardık hayrımıza.

Yarış taylarına çevirdiniz çocuklarımızı; kapıştırdınız, vuruşturdunuz. “Serbest piyasa”ya uygun, rekabetçi yeni nesiller üretme derdine düştünüz. Oyunlarının içine SBS doğradınız, zehir ettiniz. Dayanışmayı, dostluğu, paylaşımı rafa kaldırdınız. Elmanın büyük parçasını kimse vermiyor artık arkadaşına. Her çocuk kendi “puan”ından asılır oldu. En yakın arkadaş, en büyük “rakip” şimdi. Kıskançlığı soktunuz körpe yüreklere. “Ful çeken” komşunun oğlu kâbusumuz oldu. “Kan kardeşliği”nin yerini, “puan düşmanlığı” aldı. Masumiyetini çaldınız çocukların, haberiniz var mı?

İnandığımız tüm değerlere savaş açtınız. Teslim almak istediniz düşlerimizi. Çocuklarımızla vurdunuz bizi en hassas yerimizden. Karşı olduğumuz ne varsa yapmaya “mecbur” ettiniz. “Dershane, kurs, özel ders”i eklediğiniz sözlüğümüze. “Paralı eğitim” karşıtlığımızı sözde bıraktınız. Değerlerini çiğneyen soysuzlara çevirdiniz cümlemizi. Şimdi, dayanışma ve paylaşımın erdemini nasıl anlatacağız SBS yarışçısı çocuklarımıza? Arkadaşlarını eleyerek yükselmelerini biz istemedik mi onlardan? Altta kalanın canı çıksın demedik mi? Hiç inanırlar mı bize artık. “Çocuk kandırmak” o kadar kolay mı zannediyorsunuz?

Altı üstü bir lise uğruna heba ettiniz çocuklarımızı. Oyunlarını bozdunuz, mızıkçılık yaptınız. Kıblenizi özelleştirirken, Anadolu çocuklarını “Anadolu Lisesi” için vuruşturdunuz. Sınavlarla kuşattınız bedenlerini. Kitapların dostluğundan mahrum bıraktınız. Öyküyü, romanı kovdunuz hayatlarından. Şiir gibi yaşamıyor artık çocuklarımız. Dört şıklı dairelere hapsettiniz yaşamları. Yanlışlarınız onların doğrusunu götürüyor.

“Gözünüzü toprak doyursun” dediniz, “Yan gelip yatmak”la suçladınız, sesimizi çıkartmadık. Siyonist’e “öldürmeyeceksin” derken bizim çocukların “icabına” baktınız. Sustuk. Çocuklardan “terörist” icat ettiniz, binlercesini içeriye tıktınız. Kalanları da sınav terörüne maruz bıraktınız. Gene sustuk.

Artık susmak istemiyoruz. Serbest piyasa, tüccar devlet, para babalığı sizin olsun. Katkı payları da sizde kalsın. Çocuklarımızı ve barışı verin bize yeter. SBS’nizi de alın ve çekilin artık hayatımızdan. Düşün artık çocuklarımızın yakasından.

Kaynak:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=1002510&Date=15.06.2010&CategoryID=83

19 Nisan 2010 Pazartesi

İçimiz neşe doldu!

Tanya' mız anne oldu, içimiz neş'e doldu!


Aliş,

Hoşgeldin!

27 Mart 2010 Cumartesi

Dünya saati- Işıkları kapatalım!!!!

Dünya Saati ( Earth Hour) nedir?

Dünya Saati (Earth Hour) hareketi ilk kez Mart 2007’de WWF- Avusturalya’nın önderliğinde Sidney kentinde başladı ve 2008 yılında küresel bir kampanyaya dönüştü. 28 Mart 2009 günü; dünya çapında milyonlarca insan, küresel iklim değişikliği üzerinde basit bir hareketle fark yaratılabileceğini sembolik ve görsel bir mesajla duyurmak için bir saat boyunca ışıklarını kapadı. Toplamda 88 ülkede 4.000 şehir ışıklarını kapatarak kampanyaya destek verdi.

Kampanya kapsamında 1 saat boyunca ışıkları kapatılan ve ülkelerinin semboli olan binalar arasında Avusturalya’da Sdyney Opera binası, Çin’de Kuş Yuvası Stdayumu, Mısır’da Gize piramitleri, Fransa’da Eyfel Kulesi ve Amerika’da Empire State binasıdır.

Dünya Saati 2009'a Türkiye'den binlerce kişi ve 50 şirket destek verdi

Kişisel olarak ne yapabilirsiniz?
Tık

4 Mart 2010 Perşembe

Koş Yonca Koş!

Sevgili dost Yonca Tokbaş hiç durmadan koşuyor, destek olmak ve duyurmak boynumuzun borcu....



Kendi kaleminden:  

Hurriyet.com.tr ve Kelebek yazarınız bendeniz Yonca TOKBAŞ
7 Mart'ta Antalya'da gerçekleşecek RUNTALYA 2010 koşusunda, "ADIM ADIM" Oluşumu ile beraber 10 km koşarak bağış toplayacağım!..
TEGV "Bir Çocuk Değişir, Türkiye Değişir" projesi kapsamında, “MİDYAT'A ADIM ADIM” Midyatlı Çocukların Eğitimine Destek Projesi için koşuyor bu sizin Yonca.
Toplanan bağışlar, Mardin Midyat Öğrenim Biriminin giderleri için harcanacak.
Her 60TL bağış karşılığında bir çocuğumuzun bir yıl boyunca Mardin Midyat Öğrenim Birimindeki faaliyetlerinden faydalanması sağlanacaktır.
Katkılarınızla Mardin-Midyat Öğrenim Biriminde daha fazla çocuğa, daha iyi eğitim olanakları ulaştırmak istiyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Değişir”.
Sayenizde sadece 60TL'ye koca bir sene boyunca 1 çocuk TEGV imkânlarından faydalansın.
Çok mu geldi 60TL? 1TL de uyar bana. 1TL için de koşarım 10km boyunca.
120 kişi 1TL yollasa, 2 çocuk kurtardık demektir.
Değmez mi buna? Değer.
100 kilometre de koşarım icabında.
Haydi, iş başına...
Yonca
“KoşarADIM”

NASIL BAĞIŞ YAPABİLİRSİNİZ?

Bağışları aşağıdaki TEGV hesap numaralarına E.F.T. veya havale yoluyla göndermeniz mümkün. Bağış toplama işlemi, sivil toplum kuruluşuna doğrudan sporcuyu desteklemek üzere harekete geçen bağışçılar tarafından yapılabilir. AAO, bağış toplama işleminde aracı konumda değildir. Sadece yapılan bağışların hangi sporcu adına yapıldığını STK ile işbirliği içerisinde kontrol etmektedir.
UYARI
Bağış gönderilerinde aşağıdaki konulara dikkat etmek gerek:
* Gönderinin "Açıklama" kısmını lütfen boş bırakmayın.
* ADIM ADIM OLUŞUMU'nun kısa adını (AAO) ve AAO için desteklediğiniz gönüllü koşucunuzun, yani benim, Yonca'nın adının baş harfini (Y)ve soyadımı (TOKBAŞ), bağışçının, yani kendi adınızı ve soyadınızı yazın.
EFT için Örnek açıklama: AAO, YTOKBAS, KENDİ ADINIZ SOYADINIZ
Böylelikle;
- Benim adıma toplanan bağış miktarını
- TEGV için ADIM ADIM adına toplanan bağış miktarını takip etme imkânım olacaktır.
TEGV BANKA HESAP NUMARALARI
BANKA ADI : YAPI KREDİ BANKASI (TL) ( 0067 )
ALICI ADI : TÜRKİYE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI
ŞUBE : HARBİYE ÖZEL BANKACILIK MERKEZİ (00391)
HESAP NO : 7997892 
IBAN : TR890006701000000007997892
SWIFT KOD: YAPITRIS
BANKA ADI : İŞBANKASI (USD) (0064)
ALICI ADI : TÜRKİYE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI
ŞUBE : BEYLERBEYİ (1136)
HESAP NO : 377337
IBAN : TR13 0006400000211360377337
SWIFT KOD : ISBKTRIS
BANKA ADI : İŞBANKASI (EURO) (0064)
ALICI ADI : TÜRKİYE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI
ŞUBE : BEYLERBEYİ (1136)
HESAP NO :3 81861
IBAN : TR85 0006400000211360381861
SWIFT KOD : ISBKTRIS
İLETİŞİM
Arzu Özdemirci: arzuo@tegv.org - (0216) 290 70 82
Feyziye Günaydın: feyziyeg@tegv.org - (0216) 290 70 80

3 Mart 2010 Çarşamba

Çocuklar için Internet Güvenliği


Ben bu kadar internet kullanırken çocuklarıma "kullanmayın, tü kaka!" diyemem.
Ama TV'nin yerini bilgisayarın almasına izin veremem.
Zaman kavramını internet başında kaybetmesine müsaade edemem.
Suistimale bu kadar açık bir alanda onu denetimsiz bırakamam.
Nerelere girdiğini, internetten kimlerle tanıştığını, hangi fotoğraflarını sanal aleme attığını bilmeliyim.
Çoğu site 18 yaş altı kullanıcıya izin vermiyor (Bkz. facebook).
Ama bu sitelere 18 yaş altındaki çoğu çoluk çocuk üye.
Denetimli serbestlikten yana oyumuzu kullandık biz.
 Ve de şöyle bir yazılım bulduk:
Bağlı kaldığı saatleri sınırlayabiliyorsunuz.
Belirli sitelere erişimini de.
Belirli aralıklarla monitör başındaki çocuğunuzu uyarıyor.
Şu kadar dakikan kaldı diye.
Şifre girerek süreyi uzata biliyorsunuz.
Web sitesi kategorisine göre süre sınırlaması yapılabiliyor
İstediğiniz uygulamalar için de süresiz erişim hakkı verebiliyorsunuz (eğitici araçlar gibi).
Şiddet ve pornografik içerikten yüzde yüz uzak tutabiliyorsunuz çocukları.
Bilginize.

25 Şubat 2010 Perşembe

Disneyland'a bir ki...



Keşke tüm yarışmalar böyle olsa...
.
Ufaklığın 5 - 11 yaş arasındaysa, Euro Disney'i de beraber görsek ne güzel olur diyorsan, ver eline kalemi kağıdı, dene bir şansını...
.
Detaylar bu adreste... Son katılım 31 Mart 2010.

23 Şubat 2010 Salı

Denedim, işe yaradı

Ahşap servis tabaklarını, ekmeklikleri aşınmış görüntüden kurtarmanın çok sağlıklı ve kolay yolunu buldum. Aslında ben değil, birileri bulmuş daha önce ben onu keşfettim diyelim. Tezcanlılığım ÖNCE ve SONRA fotoğraflarını çekmeme fırsat vermedi, evde kırık-dökük aşınmış ne kadar ahşap kap varsa elden geçirdim şu son bir saat içinde! Ve cidden işe yaradı...


İç cevizle ovuyorsunuz, cevizin yağı rengi atmış yerleri kapatıyor. 

Haber edeyim istedim. Unutmadan, koyu renkli ahşap benim servis kaplarım, açık renk olanları görünmeyen bir yerinde tecrübe etmek gerek.

1 Şubat 2010 Pazartesi

"Bebek yapmak çok keyifli"

Bu yazının konusu işsizlik de olabilirdi, kadının istihdam alanları da... Ya da koskoca bir kimya öğretmeni neden bez bebek yapar sorusu etrafında da dönebilirdi. Ama bana en az ürünleri kadar sevimli gelen bir satır gözüme çarptı profilinde:  "Bebek yapmak çok keyifli"

İşyerindeki masamda bana yarenlik ediyor bir kedisi... En kısa sürede koleksiyona melek serisini de eklemeli.

Değişen dünyanın değişen kadınlarının en değişiklerinden biri o. Elbette keçeye şekil verişi de değişik olacaktı. Keyifle yaptığı bebekler de...

Meraklısına: Esin'in Bebekleri Tık

28 Ocak 2010 Perşembe

Mickey'e dair notlar...


Yuvadan gelen Şubat tatili etkinlik programında bile ilk sıradaydı Mickey'nin Masal Dünyası. Sonunda dün akşam gittik, izledik. Gösteri çok keyifliydi. Doğrusunu söylemek gerekirse Gufy sahneye çıktığında ben bile heyecanlandım, çünkü Doğa ve benim en sevdiğimiz karakter! Pamuk Prenses'te ise cücelerin her birine sarılmak istedim. Sadece Cindirella'da fenalık geçirdim. Dayanamıyorum bu prenses durumlarına. Fakat o 1,5 saat ben de çocuk oldum sahnenin içine girdim.

Gösterinin kendisi bir yana keyfimi kaçıran mısır ve pamuk şeker fiyatlarıydı. Bildiğiniz patlamış mısır 8 tl, normal bir insanın yiyemeyeceği boyutta pamuk şeker ise yanında bir taç ile birlikte 20 tl. Şaka gibi! Çıktışta da balon aldık; 10 tl. Bunların dışında bütün karakterlerin oyuncakları, bardakları min. 30tl. den başlıyor. Oyuncak kısmını atlayarak kurtardık geceyi fakat rahat 100 tl harcayarak ayrılanlar çoğunluktaydı. İstediği alınmayan ve yerlerde tepinen çocuklarla, her istediği alınmış gururla elindekileri taşıyan çocuklar arasındaki duygu yoğunluğu görülmeye değerdi. Ebeveynleri zor durumda bırakacak bir ortam vardı girişte de çıkışta da.

Bunu söylemek üzücü belki ama belli ki organizasyonun bütçesi bir şekilde çıkartılmaya çalışılmış bu hediyeliklerden. Ama çok yazık olmuş, ticari sömürüye en açık olan alan çocuk eğlence sektörü olduğu bir defa daha kanıtlanmış. Başka bir yolu olmalı bunun, yani organizasyonun bütçesini desteklemenin. Böyle sevimli bir gösteride bu fiyatlar oldukça itici geldi bana.

Biz allahtan biletlere para vermedik, davetli gittik. Farz edin ki para verip gitmiş olsaydık toplamda bu gösteri bize 250 tl nin üzerine patlayacaktı... Eee gerisini siz yorumlayın artık.
"Kardeşim bilet parasını verebilen mısıra da 8 tl. verir" diyorsanız eğer o da sizin görüşünüz ama yanlış noktadayız bence insanlık olarak.

Öte yandan iki yan sıramızda bir çocuk vardı annesinin kucağında. Ağzında emzik, belli ki 1,5 bile değil yaşı. Gözleri kapandı kapanacak ama yatakta olması gereken saatte gösteriye getirilmiş. Rahatsız ediyor beni bu görüntüler. Her ne kadar "Sanane yargılama" dediysem de içimden hayretle izledim çocuk ve annesini. Kaldı ki Pamuk Prenses masalındaki cadıdan çok korktu Doğa, o yavru ne yaptı bilemedim. Kimbilir kaç tane daha onun gibi "bir aktiviteye katılmış olmak" adına akşam saati gösteriye sürüklenmiş çocuk vardı.

Artık az çok her birimizi hem kendi bloglarımızdan hem de buradan tanıyorsunuz. Anatema'nın bize göre en keyifli yanı özgürce gönlümüzden geçenleri yazabilmek. Özellikle siz annelerle yaşadıklarımızı iyisiyle kötüsüyle, içimizdekilerle birebir paylaşabilmek... Bunlar da benim dünkü gösteriyle ilgili nacizane yorumlarım...

27 Ocak 2010 Çarşamba

Yalnız Oyuncaklara Yeni Arkadaşlar


Yalnız oyuncaklar Kampanyası 3. yılını tamamladı ve toplam 74 bin 139 oyuncak,91 okulda , 23 bin 865 yeni arkadaşı ile buluştu.
12 kampanya ile Şanlıurfa - Birecik, Adana, Mersin, Van, Ağrı, İzmir, Aydın, Ankara , Eskişehir, Trabzon-Of, Denizli illerinde süren macera bu defa İstanbul’a ulaştı. Ve şimdi Yalnız Oyuncaklar 10-11-12 Şubat 2010’da İSTANBUL’da Karne Hediyesi Oluyor!!...

Artık oynanmayan, evlerimizin bir köşesinde öylece bekleyen yalnız oyuncaklarınızı GEA Gönüllüleri topluyor, temizliyor, onarıyor ve paketleyerek yeni arkadaşlarına kavuşturuyor. Bir zamanlar başucundan ayırmadığı oyuncaklarını paylaşmak isteyenler ve oyuncakların onarımı ve paketlemesine katılmak isteyenler, GEA ile irtibata geçebilir. Evlerinizde öylece bekleyen yalnız oyuncaklarınızı 1 Şubat 2010 tarihine kadar GEA Merkez'e ulaştırabilirsiniz.

Bilgi için: Web: http://www.gea.org.tr/

Betül Ergün: , Eda Ateş:

Fax:0 216 3424848
Adres: GEA Merkez, İcadiye Mah. Makastar Sok. No:13 Kuzguncuk- Üsküdar Email: gea@gea.org.tr

Gjeko

Puzzle'ın çocuk gelişimindeki etkisi tartışılmaz. Görsel zeka gelişimi, hafıza, mantık yürütme, hikaye tamamlama ve hatta hayal etme, el-göz koordinasyonu, beceri, çözüm bulma... Parçaları arayıp, bulup, birleştirirkenki zihinsel çabanın sonunda hele "başardımmmm" çığlıkları yok mu, o da kocaman bir bonusu.

Puzzle Defne'nin en bebekliğinden beri hep çok ön planda yer aldı tüm oyuncakları arasında. Ne zaman ki yap-bozlarımız yetersiz kaldı ve artık biz parça birleştirirken aynı zamanda bir hikaye de anlatmak istedik, o zaman Gjeko'yu keşfettik.

Gjeko yap-bozlarında parça birleştirmekten öte, çocukların bildiği hikayeleri konuşarak, anlatarak inşa etme süreci var. Parçalar tamamlandığında oradaki (aslında bildiği) hikayeyi tekrar tekrar birleştirdiği parçalara dokunarak "gururla" dinlemek bizim cücenin pek bir hoşuna gidiyor.

Bugünlerde Pinokyo'yu yapıyoruz. Pinokyo'nun usta tarafından yapılışı, kurtun onu alıp götürüşü ve son olarak balinanın karnından kurtuluşu ve Usta ile kavuşmalarının tamamı resmedilmiş bu hikayede...









Sırada Kırmızı Başlıklı Kız var. Benim gibi bu masalları içeriğindeki trajediler sebebiyle çocukluğu boyunca hiç sevememiş anneler için bir fırsat gibi...

Yap-boz harici bir çok başka eğitsel ürün de var sitede. Aklınızda bulunsun...

26 Ocak 2010 Salı

Doğumgünü çözümü- Pasta

Diyelim o winnie the pooh'lar, ben10'ler ya da günün popüler çizgi film kahramanlarının devrini tamamladı çocuğunuz. Mesela Tek basamaklı yaşlar bitmiş. Çift basamaklara geçmiş.
Keser mi öyle fiyonklu, allı güllü pastalar artık zorunlu olarak düzenlediğiniz doğum günlerinde çocuğunuzu? Kesmez! Biz de kesmedi. Peki tembel bir anne nasıl çözüm buldu?

Girdi www.photofunia.com'a. Kızının o  yıl en sevdiği filmle ilgili fotoğrafı buldu. Ordaki artist kızcağızın yerine yükleyiverdi kendi kızının fotosunu. Baktı nefis oldu. O fotoğrafı götürdü en yakın mahalle pastanesine. Bu fotoğrafı basın dedi pastaya....


Sonuç: Sükse! :)

20 Ocak 2010 Çarşamba

Denemek bedava

Okuduğumda şaşırdım. Diyordu ki

Interneti ve bu hızlı bilgi paylaşımının artılarından biri. Hoşuma gitti. Paylaşmak istedim.



Denemek Bedava. Adıyla müsemma.

15 Ocak 2010 Cuma

Emzirmeli mi emzirmemeli mi?

İki ekol var..emzirmekle alakalı..biri diyor ki emzirin..dünyanın en güzel şeyidir..diğer ekol diyor ki pompa ile biriktirin sütlerinizi hem siz hem baba beslesin yeni geleni..böylelikle baba da bu duygusal anların dışında kalıp kendini atıl hissetmez..aile bütünlüğünü korumuş olursunuz.

Hamileliğin başından beri kendimi süt entegre tesisi gibi göremedim ben...sordum soruşturdum "Yahu emzirmesek noluyor" diye..kimisi şahane oluyor dedi..kimisi ben 2 yaşına kadar emzirdim dedi...tıbben ise anne sütü ilk 5 ay gerekli diyor uzmanlar...

Ben şu anda eğer olursa biriktirip bu ulvi anı baba ile paylaşmaya daha sıcak bakıyorum...ama tüm önerilere de açığım..meraktayım..

31 Aralık 2009 Perşembe

Güzel bir dilek


Giden yıla sonsuz hürmetler, teşekkürler
Gelene de elim kolum umut dolu açtım kapıyı
Ne kadar güzel dilek varsa hepsini birden diliyorum
dünyanın, toprağın, denizlerin, bulutların, yıldızların ve hepimizin
yeni yılı güzel olsun

24 Aralık 2009 Perşembe

Biraz da bilenine bırakmak gerek....

Hamileliğin projeye dönüştürüldüğü bir dönemde hamileyim ben...ama biraz uzak durmaya calışıyorum herşeyden..kitaplardan..hafta hafta durumu anlatan sitelerden..ne olacağını merak etmiyorum..dünyanın en şahane mucizesinin beni beklediğini biliyorum...ve bu zamanlarımı en şen şekilde geçirdiğime de inanıyorum...sayısız normal doğum videosu izledim..ne şahane..bakalım becerebilecek miyim diyerek..

Velhasıl...amnio sentez...ikili tarama testi..üzerine detaylı ultrason..Türkiyenin bu konudaki en iyi doktoru gerek yok dedi..bu test hamilelikte düşük oranını ciddi boyutta etkiler dedi..hamileliğin bütünlüğü bozmayalım dedi..kendi jinekoloğum ise vesveseli anne babalar değilsiniz dedi..bir down sendromlu bebeği bulabilmek için 7-8 bebek öldürüyoruz dedi...en başta şiddetle evet yaptırırım diyen biz...tüm bu doktorlardan daha iyi biz mi bileceğiz dedik ve gectik gittik o dönemi...babannem yaptırmış mıdır dedim? Hahayt diye gülerek...diyeceğim şudur ki biraz da bilenine bırakmak gerek..oluruna değil ama bilenine..dünyanın ilk hamilesi ben değilim zira...milyonlarca yıldır milyonlarca kadın 9 ay 10 gün süren hamilelikler geciriyorlar ve milyonlarca bebek hayata merhaba diyor..

Biraz rahat olmak gerek belki de...biraz hayatla uyumlu..hamilelikte keyifli..huzurlu...



Resmin konuyla ilgisi yoktur..hristiyan dostlara "Merry Christmas"..

17 Aralık 2009 Perşembe

Yasemin: Bir ilkokul kitaplığı için 50 kitap önerisi

Anatema'nın 7 cücelerinden biri olan Yasemin, eğitim hususunda en imrendiğim annelerdendir. Diyebilirim ki, bir kitapçıda geçirilecek zamanı en keyifli şekilde hissettirir okuduğum satırlar arasında.
Ve ben o yüzden O'nun kitap seçimlerini her zaman sessiz sessiz bir köşeden takip eder, küçük notlar alırım defterime.
Ve onun önerdiği kitapları da Defdef hep bir başka sevmiştir...
.
Yasemin bugün öyle bir kitap listesi vermiş ki, paylaşmadan edemedim:
Bir ilkokul kitaplığı için 50 kitap önerisi.
Teşekkürler Yasemin...

15 Aralık 2009 Salı

Çok özel bir anneye

Binbir tema'sının içerisine annelik temasını da katmaya hazırlanan,
gökkuşağımızın en güzel kahkahalı annesine...


Birtanecik Tanya
İyi ki doğdun

Nice güzel yaşlara

Ana Tema Ekibi
 


10 Aralık 2009 Perşembe

Buyrun sizi bara alalım...

Eğer çağdaş bir çizgi yakalamak istiyorsanız bebeğinize aldığınız eşyalarda şiddetle tavsiye edeceğim bir marka var...Bloom...site adresi şurada.....ürünlerin hepsi birbirinden şahane bana soracak olursanız...biz sevgili ile aşağıdaki sandalyeye bayıldık..hem evdeki barın yanına yakışacağından hemde bizim oğlanın altına çok yakışacağından hastası olduk...0-6 ay arası ana kucağı..6-36 ay arası mama sandalyesi ve 36 aydan sonra da küçük beyin keyfinin bar sandalyesi olarak kullanılıyor..biz bayıldık..bakın bakalım...bu arada çeşitli renk secenekleri de cabası...

8 Aralık 2009 Salı

Penguen Pi ile öğrensinler

Kuzey kutbunda yaşayan penguen ailesinin en küçük üyelerinden biri olan penguen Pi, bir gün arakadaşlarıyla oynarken buzulların arasından yeşi birşeyler çıkmış olduğunu görüyor. Bütün penguenler çok şaşırıyorlar ama bunların ne olduğunu bir türlü anlayamıyorlar.

Sonra Herşeyi Bilen Penguen'i çağırıyorlar. Herşeyi Bilen Penguen aynen şöyle diyor; "Bu gördüğünüz şeye ot denir. Toprakta yetişir. Üzerinde bulunduğumuz buzların derininde toprak vardır. Toprağın üzerindeki buz tabakası o kadar kalındır ki asla erimez. Yani bugüne dek erimemişti!"

"Peki durup dururken buzulların erimesinin nedeni ne?" diye soruyor diğer penguenler.
"İnsanlar. Bu yeryüzünde sadece kendisinin yaşadığını ve başka hiçbir canlının bu hakka sahip olmadığını düşünen çok insan var ne yazık ki.." diyor Herşeyi Bile Penguen.

Ve anlatıyor diğerlerine insanların doğayı nasıl kirlettiğini, doğanın dengesini nasıl bozduğunu.

"Peki ne yapacağız?" diyorlar.

"Bizim yapabileceğimiz birşey yok. İnsanların gerçeği en kısa zamanda görmesini beklemeliyiz" diyor Herşeyi Bilen Penguen.

"Penguen Pi ve Yeşil Otların Gizemi" adlı bu kitabı mutlaka alın ve çocuklarınıza lütfen bolca okuyun. Biz aldığımızda Doğa çok küçüktü, sadece resimlerine bakıyordu. Penguenleri çok sevdiği için ilgisini çekmişti. Çizimler çok başarılı. Ama artık yazılarını okudukça daha da anlam kazandı.

Çevre bilincine sahip, sorumluluk alabilen ve farkındalığı yüksek çocuklar yetiştirmek biz annelerin elinde. Bu kitap bu misyonu fazlasıyla yerine getiriyor bana göre.
Öykü: Firuzan Gürbüz
Çizgiler: Erdoğan Oğultekin
Lal Kitap'tan yayınlanmış.

3 Aralık 2009 Perşembe

Kanguru hep anne olacak değil ya...

Herşeyde olduğu gibi bebek büyütme işini de tüketen toplum artık anneanne cocuk büyütme yöntemlerine dönüyor..her tarafı plastik kangurulardan kullanmak yerine..hiç plastik içermeyen..isterseniz organik wrapler var artık...ben aldım...sevgiliye cok yakışacağını düşünüyorum...sadece wrap almakla kalmadım elbette...



ALmak isterseniz..hemen şuraya....

28 Kasım 2009 Cumartesi

Terrarium

Akvaryum gibi, ama değil. Su yok içinde; Terra, yani "toprak" var. Toprak da olur, kum da... Kaktüs de olur içinde, eğrelti otu da.

Nasıl yapılır, ne malzemeye ihtiyaç var şurada





Gerisi sizin yaratıcılığınıza kalmış. Her türlü cam kabın içine uygulanabilir, reçel kavanozlarına da...





22 Kasım 2009 Pazar

Maclaren



ABD' de Maclaren bebek arabalarıyla ilgili yaklaşık bir milyon adet ürünü kapsayan büyük bir "geri çağırma" duyurusu var (geri çağırma, yahut toplatma denebilir belki de). Özürlü bulunan ürünler bedelleri tüketiciye geri iade edilerek üretici firma tarafından toplatılıyor, yahut tamir ediliyor. Maclaren' de sebep parmak koparması! Bir başka üründe beşikte bebeğin boğulma tehlikesi, mama sandalyesinde devrilme riski vs...

Maclaren' le ilgili "Recall" duyurusuna şuradan ulaşabilirsiniz... http://recall.maclaren.us/ Burada Toplatma Kararının nedenleri ve model adları yer alıyor. Ayrıca belirttiklerine göre toplatılma/tamir edilme kararı alınan ürünlerin tümü ABD' de satılanlar.

ABD' de toplatılma kararı verilen diğer ürünlerle ilgili bağlantı adresi de şu : http://www.recalls.gov/

17 Kasım 2009 Salı


Bize en büyük dünyayı öğreten kocaman bebekler onlar
17 kasım
Dünya Prematüre Günü
Biraz farkındalıkla kaç hayat renkleniyor?
Kaç siyah beyaz tabloda turuncu güneş doğar mesela?
Kaç tane el kadar bebek size sonsuzluğu gösterir?

 
Blogger design by suckmylolly.com