17 Kasım 2009 Salı
Winx kabusum

Doğa geçenlerde kitapçıda “Winx cd’si istiyorum” dedi. Ben tabi Winx’i nereden öğrenmiş olduğunu anlayamamanın vermiş olduğu şokla birlikte bir süre mücadele verdim almamak için. Ama baktım ki olacak gibi değil birlikte izlemek şartı ile aldım. Eve geldik, başladık izlemeye, bir süre sonra “korktum ben bundan çıkart” dedi. “Tamam zaten senin yaşında uygun olmadığını söylemiştim” dedim. “O zaman ilkokula gelince izlerim” dedi. Şaşkınlık ve sevinç içinde koydum cd’yi geri. Ama bu sevincim pek de uzun sürmedi, bir hafta kadar sonra tekrar izlemek istedi. İzledi ve “Çok beğendim demek artık 12 yaşındayım” dedi. Şimdi en göremeyeceği yere koydum cd’yi, isteyecek diye ödüm kopuyor. Bu arada ilkokula da 12 yaşında gideceğini düşünüyor:)
Geçtiğimiz hafta dergi için Ebeveyn ve Aile Koçu, çocuk kitapları yazarı, eğitimci, sosyolog ve araştırmacı Sedef Örsel ile röportaj yaptım. Bol sohbetli çok keyifli bir röportaj oldu. Sedef aslında benim yoga arkadaşım. Aynı sınıfta nefes alıp, veriyoruz uzunca bir süredir. Eee tabi böyle olunca röportaj pek de resmi havada geçmedi. Laf lafı açtı. Ben de son zamanlarda aklımı kurcalayan birçok şeyi sorma fırsatı buldum. İşte bunlardan biri de Winx konusuydu;
16 Kasım 2009 Pazartesi
Hamilelikte ele alınan dişler...
Hamileliğimin ilerleyen haftalarında artacağını çok iyi bildiğim diş sorunlarım başladı..ilk önce yıllardır yerinde duran 20 yaş dişim çıkmaya çalıştı....jinekoloğumla yaptığımız itişmelerin sonucunda bu haftasonu çektirmeye gittim..ben genel olarak sıkıntısız bir tipimdir..hiç bir diş tedavisi de beni strese sokmaz..hamileliikteki en endişeli durum ise hamilenin strese girmesidir...benim rahatlığımı bilmeyen jinekoloğum 20 yaş dişi çekimine şiddetle karşı çıkarken..en sonunda sen bilirsin dedi...veee..20 yaş dişim 3 saniyede çekildi..20 yaş dişi ile alakalı tüm efsaneler canım diş hekimimin muayenehanesinde yerle bir oldu...savaştan ben galip çıktım...bu arada kırılan da bir dişim vardı...o da toparlandı..asıl en önemlisi hamilellik öncesi başlamış olduğum implant-protez hikayeme devam etmeye karar verdik...zira stres bende sıfır..genelde o koltukta uyuyakalıyorum..uyandırmak zorunda kalıyorlar hekimim....
Bu arada hamilelikte flor kullanıma ilişkin sorularım oldu...diş hekimim Türkiye'deki flor oranlarının ekstra flor kullanımına mahal vermeyecek kadar yüksek olduğunu..yediklerimizde ve içtiğimiz suda yeterli derecede flor olduğunu...ve mümkünse takviye flor kullanımımı günde 1'e düşürmemi tavsiye etti...zira fazlası bebekte diş rengi değişimine sebep olurmuş..bu arada diş hekimim Çapa Tıp Fakültesinde profesör olduğundan bana söylediklerini emir olarak algılıyorum...
Bebeğiniz dünyaya geldiğinde de ağız floranızın tertemiz olması gerekmekteymiş..zira dişsiz ağızlara annenin organizma bulaştırması riski ve bebeğin dişlerinin erken yaşta çürüme olasılığı yüksekmiş...
10 Kasım 2009 Salı
Saça sakız mı yapıştı? Çözümü var!
Küçükken en büyük sorunumun sakızdan balon yapamamak olduğunu sanırdım.
Balon yapar hale geldiğimde ise, uyurken ağzımda unutup da saçıma yapışan sakızları temizleyememek olduğunu anladım. Sizib ufaklıklarla oldu mu hiç böyle bir maceranız? Ne yaptınız peki?
Şu makaleye göre saça yapışan sakızlar zeyinyağı ile çıkıyormuş. Bizim deli saçın kafasına sakız yapıştığını düşünemiyorum bile...
Bizden söylemesi, sizden denemesi :)
.
Etiketler: pratik çözümler, tugba, öneriler
Bakın bunu buldum, öğlen yemeği için çanta
http://mommyknows.com/colourful-kool-aid-jammers-lunch-sack-craft-how-to/
Hani geri dönüşüm diyoruz, çevre bilinci diyoruz ya...
09 Kasım 2009 Pazartesi
Kendinizi şımartırken dünyaya da bir katkınız olsun..
Şimdi hamilelik başımda kavak yelleri estiriyor ya..daha da çocuğa bişeyler alamıyorum ya..sürekli bakıyorum ağzımın suyunu akıtarak...aşağıdaki Bugaboo marka..özel tasarım arabalara bayıldım mesela..biraz pahalı olmakla birlikte şahaneler...
Product Red'e de dahil olduklarından aldığınız ürünün yüzde belli bir kısmı Afrika'ya yardıma gidiyor...hem bebeğinize hem dünyanın diğer bebeklerine enfes bir katkı.


Etiketler: Kişisel Görüş, moda, Tanya
18 Ekim 2009 Pazar
Bindi Orman Kızı
Bu fotoğrafta gördüğünüz kız 10 yaşında. Adı Bindi Irwin. Doğa ve benim bu aralar Jojo'da bağımlısı olduğumuz "Bindi Orman Kızı" adlı programın sunucusu, baş aktörü! Programı ailecek sunuyorlar; Annesi Terri Irwin, babası Steve Irwin ve Bindi. Avusturalya Hayvanat Bahçesi'nden yapılıyor yayın. Bugünkü programın konusu örneğin hayvan ameliyatlarıydı. Her izlediğimde söyleniyorum; "Ne müthiş bir aile. Ne güzel bir program" diyorum.
Bugün buraya yazıyım da dedim sizler de izleyin kuzularınızla birlikte. Kaçmaz bu program! Zaten daha önce Discovery Channel'da yayınlanmış sanırım. Fakat internette araştırırken mideme bir sancı saplandı. Meğer Bindi'nin babası dünyaca ünlü timsah avcısı Steve Irwin'miş ve de 2006 yılında bir belgesel film çalışmasında dikenli bir vatozun göğsünden sokması sonucu ölmüş. Sadece 44 yaşındaymış.Etiketler: Kişisel Görüş, Özgür
15 Ekim 2009 Perşembe
Popolara Özgürlük-Anneyle sohbetler
Bir önceki postta Popolara özgürlük konusunda annemin bizlerden daha bilinçli olduğunu ve bizlerde uyguladığından sözetmiştim....geçenlerde annemle konuşurken biraz daha anlatsana bana dedim..aktarıyorum..
*40 günlük zaman içerisinde zaten çalışmayıp bebekle çok vakit geçirme şansın olduğundan çiş ve kakasını takip edebilirsin dedi..mesela sen yemekten sonra ve öğleden sonra kakanı yapardın dedi..ona göre de seni klozete tutardım..ilk zamanlarda elbette kacırırdık arada ama sonrasında aramızada bir de işaret koyduk..sektirmedik pek dedi..işaret dediği de..çişşş..fıs..gönlünüzden ne geçiyorsa cocuk çiş veya kakasını yaparken bir işaret koymak..bu bir şarkı bile olabilir..biteviye olması önemliymiş...
** Ayrıca özellikle kaka için klozete tuttuğunuzda bebeği tutuş şekli bağırsaklara masaj yaptığından daha kolaylaşırmış işiniz.
***Çiş içinse biraz acımasız gelecek belki ama klozete tutarken çok az su atılır popoya ki bebek çişini yapsın dedi..
Aslında ipuclarının tamamı birer işaret..bugünkü adıda zaten tuvalet iletişimi...bebeğin aile bireyleri ile kurduğu iletişim sayesinde çiş ve kakasını tuvalete yapması..
Annemden bilgi aldıkça ekleyeceğim...yaşasın özgür popolar...
Anneme de buradan teşekkürü borç bilirim..bizleri kakalarımızın üzerinde oturtmadığı için..
Etiketler: kişisel gelişim, Tanya, Tuvalet eğitimi
07 Ekim 2009 Çarşamba
Popolara özgürlük
Uzundur ilgilendiğim bir konu var..Bebekleri bezsiz büyütmek..Hindistan'a yaptığım seyahatlerde oradaki ailelerin bebekleri bezsiz büyüttüklerini görüp hayretlere düşmüştüm..neden bebeklerin altını bağlamadıklarını sorduğumda ise.."Bizde fakirler bebeklerin altını bağlar. Bizim bebeğin 30 tane pantalonu var..kaza bile olsa değiştirebiliriz" dediler..ben şaşkın...onlar gururlu...ondan sonra bu konuyla ilgilenmeye başladım..Internette şöyle bir site var...oradan yeterli bilgiye ulaşabiliyoruz...birde yenilerde Türkçeye çevrilmiş Christine Gross-Loh tarafından "Bezsiz bebek" isimli bir kitapta var..Kitapta Tuvalet iletişimi hakkında bilgiler olduğu gibi, çok faydalı ve dehşet verici bilgiler de var..örneğin;Türkiye'de yılda ortalama 5.1 milyar bezin çöpe atılması gibi...olsun varsın ben kağıdı ..camı dönüştürüyorum..bezde doğada kalıversin diyorsanız eyvallah...ama sayı bana son derece ürkünç geldi.
Bu konuyu annemle konuştuğumda annem bu işin ilk 40 gün içinde yapılabileceğini sonrasının cok geç olduğunu..benim ve ablamın beze hiç kaka yapmadığımızı söyledi...çiş konusunda bu kadar iddialı olamadım zira çalışıyordum dedi..
Şimdi biliyorum ki...sen bir doğurda o ilk 40 günün ne olduğunu görürsün diye gülümsüyor olabilirsiniz ama ben denemeye çok değer olduğunu düşünüyorum...hani benim olsa denerim...zira ben sokaklarda 4 yaşında çocuklar görüyorum..popolar atom karınca kıvamında...bu da biraz geç kalınmış bir durum sanırım...belki bunları okuyup deneyen çıkar veya denemiş olan vardır bilgiyi paylaşır..bende aydınlanırım biraz...
Hem bebekler şıkta oluyorlar bence...bacaklara şahane çoraplar..popolara hafif pantalonlar...kimbilir annem becerdiğine göre bizler de becerebiliriz diye düşünüyorum.
Etiketler: kişisel gelişim, Tanya, Tuvalet eğitimi
18 Eylül 2009 Cuma
Bayram cicisi
Siz de benim gibi dikiş dikmeyi beceremeyen ama birşeyleri süslesem diye deli olanlardan mısınız?
.
Bayrama 3 kala, işte basit bir süsleme örneği Anatema'dan şeker tadında:
Evde vardır muhakkak minişlerin düz beyaz bir bluzu. Çukulata paketinden saklanmış bir kurdele... Kopmuş birkaç düğme... Küçük gelen ama kumaşına hep hayran kaldığınız eski bir t-shirt... Topla onları. Kes, yapıştır. Ve ta-taaam.
.
Baykuşu süslerkenki yaratıcılık size kalmış.
Aplike için, bi tık buraya.
Kaynak: Lil Blue Boo
09 Eylül 2009 Çarşamba
Şişli %100 Ekolojik Pazarı
Bayılıyorum tahta oyuncaklara... Eskilere... Hele de eski tahta oyuncaklara...
Geçenlerde Üsküdar vapur iskelesinde pompalı zıplayan uyduruk tavşanlardan gördüm. Hani sen her pompaladığında bir adım önüne atlayan fosforlu sarı veya yeşil olan, o uyduruk tavşanlardan. Hemen aldım tabi, yüzüne bakmadı Defne o ayrı. Kendime sakladım.
Aşağıdaki haberi gördüğümde yine heyecanladım. Şöyle diyordu:
Tahta parçaları, saman ve çekiç, zımpara ile kuş yuvası yapımı, topaç yapma, boyama ve çevirme gibi etkinlikler, her Cumartesi ve Pazar, Şişli %100 Ekolojik Pazar’da çocuklarla birlikte buluşuyor.
Nerde mi? Şişli %100 Ekolojik Pazarında.
Bu Cumartesi ve Pazar 10:00-17:00 arası.
Gidelim mi?
.
Tahta bebekler, tık.
Etiketler: ekolojik, haftasonu planları, tugba, öneriler
07 Eylül 2009 Pazartesi
Havuçlu-Mantarlı Mücver
Çaktırmadan, IKEA' da...
04 Eylül 2009 Cuma
Bienale gider misiniz?
Rezervasyonlarla ilgili bilgi için: (212) 334 07 93
Mekan: Tophane’deki Antrepo No:3
Ücret: Ücretsiz
03 Eylül 2009 Perşembe
Bu akşam ne yapsak diyenlere
01 Eylül 2009 Salı
Damla Canlısı
Damla canlıları yeryüzünde konuşulan bütün dilleri bilirler. İnsanlardan farkları, küçük ve saydam olmalarıdır. Bu yüzden insanlar onları göremezler.
Damla canlıları bulutlarda yaşarlar. Ve çok önemli bir görevleri vardır: Yağmuru yeryüzüne indirmek! Onlar olmazsa yeryüzü yağmursuz kalır. Bu kuraklık demektir!
Bulutlardaki yağmur fabrikalarında bıkıp usanmadan yağmur üretirler. Sonra bunları çantalara doldurup yeryüzüne inerler. Böylelikle ağaçlar, ırmaklar, toprak suya doyar.
Ancak bir eksikleri vardır: Kitaplar!
Damla Canlısı: Kitapsız bir dünyanın ne kadar sıkıcı olduğunu
Walt Disney çizgi filmi tadında anlatan olağanüstü bir serüven...
DAMLA CANLISI
Yazan : Nurgül Ateş
Resimleyen : Gökçe Akgül
ISBN : 978-605-5671-22-8
Fiyatı : 4 TL
Ebat / sayfa sayısı: 13,5 x 18.5 cm / 64 sayfa
Kâğıt türü : 70 gr. Enzo Deluxe
Dizi : Hayal Dünyalar Dizisi – 01
28 Ağustos 2009 Cuma
Günışığı Kitaplığı
Bugün ofiste çalışırken masama bir posta geldi..açtığımda içinden Günışığı Kitaplığı'nın kataloğu çıktı..sayfalar arasında keyifle dolaştım....ilk kitaplardan başladım..genç kitaplara baktım sonra..Uç Uç böceği Bonbon'a takıldım mesela..bir de baktım ki ruhsal çalışmalarımın bazılarındaki öğretmenim Sedef Örsel yazmış kitabı..içimi bir heyecan kapladı..anne baba olanlar belki daha iyi değerlendirme yapabilirler...ama ben pek bir canlı heyecanlı buldum yayınevini..keyifli okumalar...
Etiketler: kitap, Kişisel Görüş, Tanya
12 Temmuz 2009 Pazar
Sivrisinek avındayız
26 Haziran 2009 Cuma
Baba özlemi
Sabahın 6'sında kalktı bir çene bir çene. Bıdıbıdı konuşuyor o saatten beri. Babası işe giderken ağladı hafif. Bu hafta çok az gördü babayı. Biraz önce atlarla ilgili bir belgesel izliyoruz;
Ben: Hep beyaz yavru bir atım olsun isterdim.
Doğa: Ben de pembe bir at isterdim.
Ben: Peki nereye giderdin pembe atınla?
Doğa: Babamın ofisine.
!!!!
11 Haziran 2009 Perşembe
karne heyecanı dilekleri
* bütün çocukların karnesinde A'lar olsun
* A'lar yoksa da üzülmesinler
* A'sız karnelere sinirlenen ana babalar olmasın
* karnesiz çocuk, işçi çocuk, çalışan çocuk olmasın. hepsi okusun
* karne hediyesi isteyen çocukların gönüllerinden ne geçiyorsa ona sahip olsunlar
* hepsi sorunsuz, neşeli olsun
* büyüyünce ana babalarını öldürmesinler
* kimseyi öldürmesinler, akıllarından bile geçirmesinler
* top oynasınlar, acıksınlar, yemek yesinler, sevsinler, sevilsinler...
08 Haziran 2009 Pazartesi
Çocuk doğurma ve yetiştirme üzerine
11 yaşında annesini öldürdü.
Neden?
Kendisini seviye belirleme sınavına yollamadığı için.
Ölen kadın 6 çocuk sahibiymiş.
Sabah gazetede okuduğum bu haber bütün gün kafamı meşgul etti. Öyle ki kendime ayırdığım 2 saatlik zaman aralığında kitabımı okurken bile beynimin bir köşesinde bunu düşünüyordum. Öncelikle neden bir kadın 6 çocuk yapar? Bunu düşünmek gerek. Tabiki işin sosyolojik boyutuna girersek sayfalar sürer fakat şu karara vardım; Biraz faşistçe bulabilirsiniz kararımı; Çocuk sayısına sınırlama getirilmeli ve anne-babalık ehliyeti diye birşey olmalı. Çok mu ütopik düşünüyorum sizce?
Bir de Tanrı ile Sohbet'in 3. kitabını okuyorum bu aralar; Konuyla aslında direkt ilgili olmasa da şu bölüm çok etkiledi beni;
"Çocuk üretme-doğurma bir gençlik aktivitesidir. Genç beden gelişkin ve güçlüdür. Çocuk yetiştirme olgun yaş aktivitesidir. Olgun yaştaki insanın yaşam tecrübesi gelişkin ve güçlüdür. Çoğu anne baba, anne babalık görevini çok az bir yaşam deneyimiyle üstlenmek zorunda kalır. Daha henüz kendilerini bile keşfedememişlerdir ama kendilerinden daha zayıf birinin rehberliğini yapmak zorunda kalmışlardır. Çoğunuz anne baba sevgisinin ne olduğu hakkında gereken bilgeliği, anlayışı ve sabrı anne baba olma yıllarını geride bıraktıktan sonra kazanıyorsunuz. Çocuk yetiştirmenin sorumluluğunu sadece doğuranlar tüm toplum almalı, özellikle olgun yaştakiler."
Bir de Mark Twain'nin şu sözleri yer alıyor kitapta; "Ben on dokuz yaşındayken babam hiçbir şey bilmiyordu. Otuz dört yaşıma geldiğimde babamın ne çok şey öğrendiğine şaşıyorum".
İlginç değil mi ama?
01 Haziran 2009 Pazartesi
Kefir, yapımı ve faydaları
*Sindirime katkıda bulunmak,sindirim sistemindeki "kötü" mayaların azalmasına yardımcı olmak.
*Yiyeceklerle alınan toksik(zehirli) maddelerin,vücuttan atılmasına yardımcı olmak.
*Kabızlık,ishal ve bağırsak tahrişleri gibi rahatsızlıkların,ortadan kalkmasına yardımcı olmak.
*Besinlerle vücuda alınan protein,karbonhidrat moleküllerinin sindirimine yardımcı olmak.
*Laktaz enzimi ilişkisi vasıtasıyla,laktoz (süt şekeri) intoleransını etkisiz hale getirmek.
*Antibiyotik kullanımı nedeniyle,doğal yapısı(mikro florası) bozulan bağırsak dengesinin düzeltilmesine yardımcı olmak.
*Diyetteki yağların emilimini destekleyerek kolestrolü kontrol altında tutmak.
*Yüksek kan basıncının düşmesine katkıda bulunmak.
*Bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olmak.
*Gıda alerjilerinin belirtilerinin azalmasına yardımcı olmak.
*B grubu vitaminleri üretmek ve emilimini sağlamak.
*Kalsiyumun bağırsaklardan emilimini arttırarak, osteoporoz riskinin azalmasına yardımcı olmak.
Kefir tanelerimi her mayalamadan önce ve sonra su ile yıkıyorum..bir kavanozun içine koyuyorum ve tercihe göre süt ekliyorum..benim tercihim light ve laktozsuz sütler ve keçi sütü..

Bol sağlıklı ve kefirli günler hepimize.10 Mayıs 2009 Pazar
Anneler Günü'ne dair...
Çoğu özel günün olduğu gibi bugün de anlamsız geliyor bana. Kusura bakmayın hiç öyle "yaşasın anneler günü" tadında bir post yazamayacağım. Dünyada halen milyonlarca annesiz, üstelik aç çocuk varken, çocuk sahibi olamayan birçok kadın varken, salt tüketim amaçlı bugünü kutlamak pek de yersiz geliyor bana. Dışarı adım atıyorsunuz her yer tıklım tıklım, bütün mağazalarda indirim süsü verilmiş pazarlama taktikleri...
Kaldı ki anneliğin sadece doğurmakla olmadığına, anneyiz diye de çocuklarımızın sahibi olamayacağımıza inananlardanım.
İyisi mi biz her gün anneler günüymüş gibi hissedelim ama maddi-manevi tüketmeden! Kuzularımızı hem sevelim, hem de özgür bırakalım. Ayrıca anne olanlara duyduğumuz saygıyı anne olmak istemeyen kadınlara da gösterelim, yargılamadan kabul etmeyi bilelim. Ne kadar zor olsa da çocuklarımızdan beklenti içinde olmayalım ve onları olduğu gibi kabul edelim.
Anne olan-olmayan tüm kadınlara sevgilerimle...
Etiketler: Anneler Günü, Özgür
04 Mayıs 2009 Pazartesi
sina ve yoga yapan kedi
Etiketler: kişisel gelişim, Sağlık, yasemin, çocuk kitapları







