01 Şubat 2010 Pazartesi

"Bebek yapmak çok keyifli"

Bu yazının konusu işsizlik de olabilirdi, kadının istihdam alanları da... Ya da koskoca bir kimya öğretmeni neden bez bebek yapar sorusu etrafında da dönebilirdi. Ama bana en az ürünleri kadar sevimli gelen bir satır gözüme çarptı profilinde:  "Bebek yapmak çok keyifli"

İşyerindeki masamda bana yarenlik ediyor bir kedisi... En kısa sürede koleksiyona melek serisini de eklemeli.

Değişen dünyanın değişen kadınlarının en değişiklerinden biri o. Elbette keçeye şekil verişi de değişik olacaktı. Keyifle yaptığı bebekler de...

Meraklısına: Esin'in Bebekleri Tık

28 Ocak 2010 Perşembe

Mickey'e dair notlar...


Yuvadan gelen Şubat tatili etkinlik programında bile ilk sıradaydı Mickey'nin Masal Dünyası. Sonunda dün akşam gittik, izledik. Gösteri çok keyifliydi. Doğrusunu söylemek gerekirse Gufy sahneye çıktığında ben bile heyecanlandım, çünkü Doğa ve benim en sevdiğimiz karakter! Pamuk Prenses'te ise cücelerin her birine sarılmak istedim. Sadece Cindirella'da fenalık geçirdim. Dayanamıyorum bu prenses durumlarına. Fakat o 1,5 saat ben de çocuk oldum sahnenin içine girdim.

Gösterinin kendisi bir yana keyfimi kaçıran mısır ve pamuk şeker fiyatlarıydı. Bildiğiniz patlamış mısır 8 tl, normal bir insanın yiyemeyeceği boyutta pamuk şeker ise yanında bir taç ile birlikte 20 tl. Şaka gibi! Çıktışta da balon aldık; 10 tl. Bunların dışında bütün karakterlerin oyuncakları, bardakları min. 30tl. den başlıyor. Oyuncak kısmını atlayarak kurtardık geceyi fakat rahat 100 tl harcayarak ayrılanlar çoğunluktaydı. İstediği alınmayan ve yerlerde tepinen çocuklarla, her istediği alınmış gururla elindekileri taşıyan çocuklar arasındaki duygu yoğunluğu görülmeye değerdi. Ebeveynleri zor durumda bırakacak bir ortam vardı girişte de çıkışta da.

Bunu söylemek üzücü belki ama belli ki organizasyonun bütçesi bir şekilde çıkartılmaya çalışılmış bu hediyeliklerden. Ama çok yazık olmuş, ticari sömürüye en açık olan alan çocuk eğlence sektörü olduğu bir defa daha kanıtlanmış. Başka bir yolu olmalı bunun, yani organizasyonun bütçesini desteklemenin. Böyle sevimli bir gösteride bu fiyatlar oldukça itici geldi bana.

Biz allahtan biletlere para vermedik, davetli gittik. Farz edin ki para verip gitmiş olsaydık toplamda bu gösteri bize 250 tl nin üzerine patlayacaktı... Eee gerisini siz yorumlayın artık.
"Kardeşim bilet parasını verebilen mısıra da 8 tl. verir" diyorsanız eğer o da sizin görüşünüz ama yanlış noktadayız bence insanlık olarak.

Öte yandan iki yan sıramızda bir çocuk vardı annesinin kucağında. Ağzında emzik, belli ki 1,5 bile değil yaşı. Gözleri kapandı kapanacak ama yatakta olması gereken saatte gösteriye getirilmiş. Rahatsız ediyor beni bu görüntüler. Her ne kadar "Sanane yargılama" dediysem de içimden hayretle izledim çocuk ve annesini. Kaldı ki Pamuk Prenses masalındaki cadıdan çok korktu Doğa, o yavru ne yaptı bilemedim. Kimbilir kaç tane daha onun gibi "bir aktiviteye katılmış olmak" adına akşam saati gösteriye sürüklenmiş çocuk vardı.

Artık az çok her birimizi hem kendi bloglarımızdan hem de buradan tanıyorsunuz. Anatema'nın bize göre en keyifli yanı özgürce gönlümüzden geçenleri yazabilmek. Özellikle siz annelerle yaşadıklarımızı iyisiyle kötüsüyle, içimizdekilerle birebir paylaşabilmek... Bunlar da benim dünkü gösteriyle ilgili nacizane yorumlarım...

27 Ocak 2010 Çarşamba

Yalnız Oyuncaklara Yeni Arkadaşlar


Yalnız oyuncaklar Kampanyası 3. yılını tamamladı ve toplam 74 bin 139 oyuncak,91 okulda , 23 bin 865 yeni arkadaşı ile buluştu.
12 kampanya ile Şanlıurfa - Birecik, Adana, Mersin, Van, Ağrı, İzmir, Aydın, Ankara , Eskişehir, Trabzon-Of, Denizli illerinde süren macera bu defa İstanbul’a ulaştı. Ve şimdi Yalnız Oyuncaklar 10-11-12 Şubat 2010’da İSTANBUL’da Karne Hediyesi Oluyor!!...

Artık oynanmayan, evlerimizin bir köşesinde öylece bekleyen yalnız oyuncaklarınızı GEA Gönüllüleri topluyor, temizliyor, onarıyor ve paketleyerek yeni arkadaşlarına kavuşturuyor. Bir zamanlar başucundan ayırmadığı oyuncaklarını paylaşmak isteyenler ve oyuncakların onarımı ve paketlemesine katılmak isteyenler, GEA ile irtibata geçebilir. Evlerinizde öylece bekleyen yalnız oyuncaklarınızı 1 Şubat 2010 tarihine kadar GEA Merkez'e ulaştırabilirsiniz.

Bilgi için: Web: http://www.gea.org.tr/

Betül Ergün: , Eda Ateş:

Fax:0 216 3424848
Adres: GEA Merkez, İcadiye Mah. Makastar Sok. No:13 Kuzguncuk- Üsküdar Email: gea@gea.org.tr

Gjeko

Puzzle'ın çocuk gelişimindeki etkisi tartışılmaz. Görsel zeka gelişimi, hafıza, mantık yürütme, hikaye tamamlama ve hatta hayal etme, el-göz koordinasyonu, beceri, çözüm bulma... Parçaları arayıp, bulup, birleştirirkenki zihinsel çabanın sonunda hele "başardımmmm" çığlıkları yok mu, o da kocaman bir bonusu.

Puzzle Defne'nin en bebekliğinden beri hep çok ön planda yer aldı tüm oyuncakları arasında. Ne zaman ki yap-bozlarımız yetersiz kaldı ve artık biz parça birleştirirken aynı zamanda bir hikaye de anlatmak istedik, o zaman Gjeko'yu keşfettik.

Gjeko yap-bozlarında parça birleştirmekten öte, çocukların bildiği hikayeleri konuşarak, anlatarak inşa etme süreci var. Parçalar tamamlandığında oradaki (aslında bildiği) hikayeyi tekrar tekrar birleştirdiği parçalara dokunarak "gururla" dinlemek bizim cücenin pek bir hoşuna gidiyor.

Bugünlerde Pinokyo'yu yapıyoruz. Pinokyo'nun usta tarafından yapılışı, kurtun onu alıp götürüşü ve son olarak balinanın karnından kurtuluşu ve Usta ile kavuşmalarının tamamı resmedilmiş bu hikayede...









Sırada Kırmızı Başlıklı Kız var. Benim gibi bu masalları içeriğindeki trajediler sebebiyle çocukluğu boyunca hiç sevememiş anneler için bir fırsat gibi...

Yap-boz harici bir çok başka eğitsel ürün de var sitede. Aklınızda bulunsun...

26 Ocak 2010 Salı

Doğumgünü çözümü- Pasta

Diyelim o winnie the pooh'lar, ben10'ler ya da günün popüler çizgi film kahramanlarının devrini tamamladı çocuğunuz. Mesela Tek basamaklı yaşlar bitmiş. Çift basamaklara geçmiş.
Keser mi öyle fiyonklu, allı güllü pastalar artık zorunlu olarak düzenlediğiniz doğum günlerinde çocuğunuzu? Kesmez! Biz de kesmedi. Peki tembel bir anne nasıl çözüm buldu?

Girdi www.photofunia.com'a. Kızının o  yıl en sevdiği filmle ilgili fotoğrafı buldu. Ordaki artist kızcağızın yerine yükleyiverdi kendi kızının fotosunu. Baktı nefis oldu. O fotoğrafı götürdü en yakın mahalle pastanesine. Bu fotoğrafı basın dedi pastaya....


Sonuç: Sükse! :)

20 Ocak 2010 Çarşamba

Denemek bedava

Okuduğumda şaşırdım. Diyordu ki

Interneti ve bu hızlı bilgi paylaşımının artılarından biri. Hoşuma gitti. Paylaşmak istedim.



Denemek Bedava. Adıyla müsemma.

15 Ocak 2010 Cuma

Emzirmeli mi emzirmemeli mi?

İki ekol var..emzirmekle alakalı..biri diyor ki emzirin..dünyanın en güzel şeyidir..diğer ekol diyor ki pompa ile biriktirin sütlerinizi hem siz hem baba beslesin yeni geleni..böylelikle baba da bu duygusal anların dışında kalıp kendini atıl hissetmez..aile bütünlüğünü korumuş olursunuz.

Hamileliğin başından beri kendimi süt entegre tesisi gibi göremedim ben...sordum soruşturdum "Yahu emzirmesek noluyor" diye..kimisi şahane oluyor dedi..kimisi ben 2 yaşına kadar emzirdim dedi...tıbben ise anne sütü ilk 5 ay gerekli diyor uzmanlar...

Ben şu anda eğer olursa biriktirip bu ulvi anı baba ile paylaşmaya daha sıcak bakıyorum...ama tüm önerilere de açığım..meraktayım..

31 Aralık 2009 Perşembe

Güzel bir dilek


Giden yıla sonsuz hürmetler, teşekkürler
Gelene de elim kolum umut dolu açtım kapıyı
Ne kadar güzel dilek varsa hepsini birden diliyorum
dünyanın, toprağın, denizlerin, bulutların, yıldızların ve hepimizin
yeni yılı güzel olsun

24 Aralık 2009 Perşembe

Biraz da bilenine bırakmak gerek....

Hamileliğin projeye dönüştürüldüğü bir dönemde hamileyim ben...ama biraz uzak durmaya calışıyorum herşeyden..kitaplardan..hafta hafta durumu anlatan sitelerden..ne olacağını merak etmiyorum..dünyanın en şahane mucizesinin beni beklediğini biliyorum...ve bu zamanlarımı en şen şekilde geçirdiğime de inanıyorum...sayısız normal doğum videosu izledim..ne şahane..bakalım becerebilecek miyim diyerek..

Velhasıl...amnio sentez...ikili tarama testi..üzerine detaylı ultrason..Türkiyenin bu konudaki en iyi doktoru gerek yok dedi..bu test hamilelikte düşük oranını ciddi boyutta etkiler dedi..hamileliğin bütünlüğü bozmayalım dedi..kendi jinekoloğum ise vesveseli anne babalar değilsiniz dedi..bir down sendromlu bebeği bulabilmek için 7-8 bebek öldürüyoruz dedi...en başta şiddetle evet yaptırırım diyen biz...tüm bu doktorlardan daha iyi biz mi bileceğiz dedik ve gectik gittik o dönemi...babannem yaptırmış mıdır dedim? Hahayt diye gülerek...diyeceğim şudur ki biraz da bilenine bırakmak gerek..oluruna değil ama bilenine..dünyanın ilk hamilesi ben değilim zira...milyonlarca yıldır milyonlarca kadın 9 ay 10 gün süren hamilelikler geciriyorlar ve milyonlarca bebek hayata merhaba diyor..

Biraz rahat olmak gerek belki de...biraz hayatla uyumlu..hamilelikte keyifli..huzurlu...



Resmin konuyla ilgisi yoktur..hristiyan dostlara "Merry Christmas"..

17 Aralık 2009 Perşembe

Yasemin: Bir ilkokul kitaplığı için 50 kitap önerisi

Anatema'nın 7 cücelerinden biri olan Yasemin, eğitim hususunda en imrendiğim annelerdendir. Diyebilirim ki, bir kitapçıda geçirilecek zamanı en keyifli şekilde hissettirir okuduğum satırlar arasında.
Ve ben o yüzden O'nun kitap seçimlerini her zaman sessiz sessiz bir köşeden takip eder, küçük notlar alırım defterime.
Ve onun önerdiği kitapları da Defdef hep bir başka sevmiştir...
.
Yasemin bugün öyle bir kitap listesi vermiş ki, paylaşmadan edemedim:
Bir ilkokul kitaplığı için 50 kitap önerisi.
Teşekkürler Yasemin...

15 Aralık 2009 Salı

Çok özel bir anneye

Binbir tema'sının içerisine annelik temasını da katmaya hazırlanan,
gökkuşağımızın en güzel kahkahalı annesine...


Birtanecik Tanya
İyi ki doğdun

Nice güzel yaşlara

Ana Tema Ekibi
 


10 Aralık 2009 Perşembe

Buyrun sizi bara alalım...

Eğer çağdaş bir çizgi yakalamak istiyorsanız bebeğinize aldığınız eşyalarda şiddetle tavsiye edeceğim bir marka var...Bloom...site adresi şurada.....ürünlerin hepsi birbirinden şahane bana soracak olursanız...biz sevgili ile aşağıdaki sandalyeye bayıldık..hem evdeki barın yanına yakışacağından hemde bizim oğlanın altına çok yakışacağından hastası olduk...0-6 ay arası ana kucağı..6-36 ay arası mama sandalyesi ve 36 aydan sonra da küçük beyin keyfinin bar sandalyesi olarak kullanılıyor..biz bayıldık..bakın bakalım...bu arada çeşitli renk secenekleri de cabası...

08 Aralık 2009 Salı

Penguen Pi ile öğrensinler

Kuzey kutbunda yaşayan penguen ailesinin en küçük üyelerinden biri olan penguen Pi, bir gün arakadaşlarıyla oynarken buzulların arasından yeşi birşeyler çıkmış olduğunu görüyor. Bütün penguenler çok şaşırıyorlar ama bunların ne olduğunu bir türlü anlayamıyorlar.

Sonra Herşeyi Bilen Penguen'i çağırıyorlar. Herşeyi Bilen Penguen aynen şöyle diyor; "Bu gördüğünüz şeye ot denir. Toprakta yetişir. Üzerinde bulunduğumuz buzların derininde toprak vardır. Toprağın üzerindeki buz tabakası o kadar kalındır ki asla erimez. Yani bugüne dek erimemişti!"

"Peki durup dururken buzulların erimesinin nedeni ne?" diye soruyor diğer penguenler.
"İnsanlar. Bu yeryüzünde sadece kendisinin yaşadığını ve başka hiçbir canlının bu hakka sahip olmadığını düşünen çok insan var ne yazık ki.." diyor Herşeyi Bile Penguen.

Ve anlatıyor diğerlerine insanların doğayı nasıl kirlettiğini, doğanın dengesini nasıl bozduğunu.

"Peki ne yapacağız?" diyorlar.

"Bizim yapabileceğimiz birşey yok. İnsanların gerçeği en kısa zamanda görmesini beklemeliyiz" diyor Herşeyi Bilen Penguen.

"Penguen Pi ve Yeşil Otların Gizemi" adlı bu kitabı mutlaka alın ve çocuklarınıza lütfen bolca okuyun. Biz aldığımızda Doğa çok küçüktü, sadece resimlerine bakıyordu. Penguenleri çok sevdiği için ilgisini çekmişti. Çizimler çok başarılı. Ama artık yazılarını okudukça daha da anlam kazandı.

Çevre bilincine sahip, sorumluluk alabilen ve farkındalığı yüksek çocuklar yetiştirmek biz annelerin elinde. Bu kitap bu misyonu fazlasıyla yerine getiriyor bana göre.
Öykü: Firuzan Gürbüz
Çizgiler: Erdoğan Oğultekin
Lal Kitap'tan yayınlanmış.

03 Aralık 2009 Perşembe

Kanguru hep anne olacak değil ya...

Herşeyde olduğu gibi bebek büyütme işini de tüketen toplum artık anneanne cocuk büyütme yöntemlerine dönüyor..her tarafı plastik kangurulardan kullanmak yerine..hiç plastik içermeyen..isterseniz organik wrapler var artık...ben aldım...sevgiliye cok yakışacağını düşünüyorum...sadece wrap almakla kalmadım elbette...



ALmak isterseniz..hemen şuraya....

28 Kasım 2009 Cumartesi

Terrarium

Akvaryum gibi, ama değil. Su yok içinde; Terra, yani "toprak" var. Toprak da olur, kum da... Kaktüs de olur içinde, eğrelti otu da.

Nasıl yapılır, ne malzemeye ihtiyaç var şurada





Gerisi sizin yaratıcılığınıza kalmış. Her türlü cam kabın içine uygulanabilir, reçel kavanozlarına da...





22 Kasım 2009 Pazar

Maclaren



ABD' de Maclaren bebek arabalarıyla ilgili yaklaşık bir milyon adet ürünü kapsayan büyük bir "geri çağırma" duyurusu var (geri çağırma, yahut toplatma denebilir belki de). Özürlü bulunan ürünler bedelleri tüketiciye geri iade edilerek üretici firma tarafından toplatılıyor, yahut tamir ediliyor. Maclaren' de sebep parmak koparması! Bir başka üründe beşikte bebeğin boğulma tehlikesi, mama sandalyesinde devrilme riski vs...

Maclaren' le ilgili "Recall" duyurusuna şuradan ulaşabilirsiniz... http://recall.maclaren.us/ Burada Toplatma Kararının nedenleri ve model adları yer alıyor. Ayrıca belirttiklerine göre toplatılma/tamir edilme kararı alınan ürünlerin tümü ABD' de satılanlar.

ABD' de toplatılma kararı verilen diğer ürünlerle ilgili bağlantı adresi de şu : http://www.recalls.gov/

17 Kasım 2009 Salı


Bize en büyük dünyayı öğreten kocaman bebekler onlar
17 kasım
Dünya Prematüre Günü
Biraz farkındalıkla kaç hayat renkleniyor?
Kaç siyah beyaz tabloda turuncu güneş doğar mesela?
Kaç tane el kadar bebek size sonsuzluğu gösterir?

Winx kabusum


Doğa geçenlerde kitapçıda “Winx cd’si istiyorum” dedi. Ben tabi Winx’i nereden öğrenmiş olduğunu anlayamamanın vermiş olduğu şokla birlikte bir süre mücadele verdim almamak için. Ama baktım ki olacak gibi değil birlikte izlemek şartı ile aldım. Eve geldik, başladık izlemeye, bir süre sonra “korktum ben bundan çıkart” dedi. “Tamam zaten senin yaşında uygun olmadığını söylemiştim” dedim. “O zaman ilkokula gelince izlerim” dedi. Şaşkınlık ve sevinç içinde koydum cd’yi geri. Ama bu sevincim pek de uzun sürmedi, bir hafta kadar sonra tekrar izlemek istedi. İzledi ve “Çok beğendim demek artık 12 yaşındayım” dedi. Şimdi en göremeyeceği yere koydum cd’yi, isteyecek diye ödüm kopuyor. Bu arada ilkokula da 12 yaşında gideceğini düşünüyor:)
Geçtiğimiz hafta dergi için Ebeveyn ve Aile Koçu, çocuk kitapları yazarı, eğitimci, sosyolog ve araştırmacı Sedef Örsel ile röportaj yaptım. Bol sohbetli çok keyifli bir röportaj oldu. Sedef aslında benim yoga arkadaşım. Aynı sınıfta nefes alıp, veriyoruz uzunca bir süredir. Eee tabi böyle olunca röportaj pek de resmi havada geçmedi. Laf lafı açtı. Ben de son zamanlarda aklımı kurcalayan birçok şeyi sorma fırsatı buldum. İşte bunlardan biri de Winx konusuydu;

Sedef’in bu konuda önerisi şöyle; “Orta yolu bulmak gerekiyor. Tamamen yasaklamak cazip yapar. Çocuğun sosyalleşebilmesi için arkadaşlarıyla ortak konularının olması gerekiyor. Bütün arkadaşları winx oynarken o dışarıda kalıyorsa o zaman kendini kötü hissedebilir. Fakat çocuğumuza bunun bir oyuncak olduğunu gerçek olmadığını anlatmak gerekiyor. Çünkü bunlar hayatının bir noktasında karşısına çıkacak. Şimdi değil belki ama winx, barbie tarzı kadınları ilerde dergilerde görecek. Kız çocukları maalesef bedenlerinin fazlasıyla farkında olarak büyüyorlar. Daha küçücük kızlar kilo mu aldım endişesi yaşıyor. Bu bombardıman var. Önemli olan çocuğumuza kendi bedeni ile barışık olmayı öğretebilmek. Kendini sevmeyi öğretebilmek. Bunun için de en iyi rol modeli biziz.”
Bendeki Winx kabusu halen bitmedi yalnız. Şu yukardaki resim bile tüylerimi diken diken ediyor.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Hamilelikte ele alınan dişler...

Hamileliğimin ilerleyen haftalarında artacağını çok iyi bildiğim diş sorunlarım başladı..ilk önce yıllardır yerinde duran 20 yaş dişim çıkmaya çalıştı....jinekoloğumla yaptığımız itişmelerin sonucunda bu haftasonu çektirmeye gittim..ben genel olarak sıkıntısız bir tipimdir..hiç bir diş tedavisi de beni strese sokmaz..hamileliikteki en endişeli durum ise hamilenin strese girmesidir...benim rahatlığımı bilmeyen jinekoloğum 20 yaş dişi çekimine şiddetle karşı çıkarken..en sonunda sen bilirsin dedi...veee..20 yaş dişim 3 saniyede çekildi..20 yaş dişi ile alakalı tüm efsaneler canım diş hekimimin muayenehanesinde yerle bir oldu...savaştan ben galip çıktım...bu arada kırılan da bir dişim vardı...o da toparlandı..asıl en önemlisi hamilellik öncesi başlamış olduğum implant-protez hikayeme devam etmeye karar verdik...zira stres bende sıfır..genelde o koltukta uyuyakalıyorum..uyandırmak zorunda kalıyorlar hekimim....

Bu arada hamilelikte flor kullanıma ilişkin sorularım oldu...diş hekimim Türkiye'deki flor oranlarının ekstra flor kullanımına mahal vermeyecek kadar yüksek olduğunu..yediklerimizde ve içtiğimiz suda yeterli derecede flor olduğunu...ve mümkünse takviye flor kullanımımı günde 1'e düşürmemi tavsiye etti...zira fazlası bebekte diş rengi değişimine sebep olurmuş..bu arada diş hekimim Çapa Tıp Fakültesinde profesör olduğundan bana söylediklerini emir olarak algılıyorum...

Bebeğiniz dünyaya geldiğinde de ağız floranızın tertemiz olması gerekmekteymiş..zira dişsiz ağızlara annenin organizma bulaştırması riski ve bebeğin dişlerinin erken yaşta çürüme olasılığı yüksekmiş...

10 Kasım 2009 Salı

Saça sakız mı yapıştı? Çözümü var!

Küçükken en büyük sorunumun sakızdan balon yapamamak olduğunu sanırdım.
Balon yapar hale geldiğimde ise, uyurken ağzımda unutup da saçıma yapışan sakızları temizleyememek olduğunu anladım. Sizib ufaklıklarla oldu mu hiç böyle bir maceranız? Ne yaptınız peki?

Şu makaleye göre saça yapışan sakızlar zeyinyağı ile çıkıyormuş. Bizim deli saçın kafasına sakız yapıştığını düşünemiyorum bile...

Bizden söylemesi, sizden denemesi :)
.

Bakın bunu buldum, öğlen yemeği için çanta

http://mommyknows.com/colourful-kool-aid-jammers-lunch-sack-craft-how-to/


Mommyknows.com dan...

Hani geri dönüşüm diyoruz, çevre bilinci diyoruz ya...

Sanki biz hep "diyoruz" da birileri hep "üretiyor"! Az laf çok iş, buyrun bakın neler yapmış 10 yaşındaki bir çocuk.

Meyve suyu poşetlerini yıkayıp temizleyip dikiş makinasında birleştirip bir de küçük cırt cırt takıvermişler ağzına. Ben çok beğendim, dikiş makinasını alır almaz deneyeceğim. Beslenme çantası olarak pek ala kullanılabilir...



09 Kasım 2009 Pazartesi

Kendinizi şımartırken dünyaya da bir katkınız olsun..

Şimdi hamilelik başımda kavak yelleri estiriyor ya..daha da çocuğa bişeyler alamıyorum ya..sürekli bakıyorum ağzımın suyunu akıtarak...aşağıdaki Bugaboo marka..özel tasarım arabalara bayıldım mesela..biraz pahalı olmakla birlikte şahaneler...

Product Red'e de dahil olduklarından aldığınız ürünün yüzde belli bir kısmı Afrika'ya yardıma gidiyor...hem bebeğinize hem dünyanın diğer bebeklerine enfes bir katkı.





18 Ekim 2009 Pazar

Bindi Orman Kızı

Bu fotoğrafta gördüğünüz kız 10 yaşında. Adı Bindi Irwin. Doğa ve benim bu aralar Jojo'da bağımlısı olduğumuz "Bindi Orman Kızı" adlı programın sunucusu, baş aktörü! Programı ailecek sunuyorlar; Annesi Terri Irwin, babası Steve Irwin ve Bindi. Avusturalya Hayvanat Bahçesi'nden yapılıyor yayın. Bugünkü programın konusu örneğin hayvan ameliyatlarıydı. Her izlediğimde söyleniyorum; "Ne müthiş bir aile. Ne güzel bir program" diyorum.

Bugün buraya yazıyım da dedim sizler de izleyin kuzularınızla birlikte. Kaçmaz bu program! Zaten daha önce Discovery Channel'da yayınlanmış sanırım. Fakat internette araştırırken mideme bir sancı saplandı. Meğer Bindi'nin babası dünyaca ünlü timsah avcısı Steve Irwin'miş ve de 2006 yılında bir belgesel film çalışmasında dikenli bir vatozun göğsünden sokması sonucu ölmüş. Sadece 44 yaşındaymış.
Şu anda yayınlanan bütün bölümlerde babası var. Meğer Bindi bunu özellikle istemiş. Birçok psikolog, pedagoga karşı gelip "bu programı ben sunacağım" demiş ve harika bir iş yapıyor bana kalırsa.
Bir de asıl şoku şunu okuyunca yaşadım; "Dünyaca ünlü timsah avcısı Steve Irwin'in cesedi vasiyeti üzerine çok sevdiği timsah arkadaşı Bindi'ye verildi. Timsah cesedi afiyetle yedi".
Neyse, ben bu şokla bu akşam Bindi'yi çıkaramam aklımdan:(

15 Ekim 2009 Perşembe

Popolara Özgürlük-Anneyle sohbetler

Bir önceki postta Popolara özgürlük konusunda annemin bizlerden daha bilinçli olduğunu ve bizlerde uyguladığından sözetmiştim....geçenlerde annemle konuşurken biraz daha anlatsana bana dedim..aktarıyorum..

*40 günlük zaman içerisinde zaten çalışmayıp bebekle çok vakit geçirme şansın olduğundan çiş ve kakasını takip edebilirsin dedi..mesela sen yemekten sonra ve öğleden sonra kakanı yapardın dedi..ona göre de seni klozete tutardım..ilk zamanlarda elbette kacırırdık arada ama sonrasında aramızada bir de işaret koyduk..sektirmedik pek dedi..işaret dediği de..çişşş..fıs..gönlünüzden ne geçiyorsa cocuk çiş veya kakasını yaparken bir işaret koymak..bu bir şarkı bile olabilir..biteviye olması önemliymiş...

** Ayrıca özellikle kaka için klozete tuttuğunuzda bebeği tutuş şekli bağırsaklara masaj yaptığından daha kolaylaşırmış işiniz.

***Çiş içinse biraz acımasız gelecek belki ama klozete tutarken çok az su atılır popoya ki bebek çişini yapsın dedi..

Aslında ipuclarının tamamı birer işaret..bugünkü adıda zaten tuvalet iletişimi...bebeğin aile bireyleri ile kurduğu iletişim sayesinde çiş ve kakasını tuvalete yapması..

Annemden bilgi aldıkça ekleyeceğim...yaşasın özgür popolar...



Anneme de buradan teşekkürü borç bilirim..bizleri kakalarımızın üzerinde oturtmadığı için..

07 Ekim 2009 Çarşamba

Popolara özgürlük

Uzundur ilgilendiğim bir konu var..Bebekleri bezsiz büyütmek..Hindistan'a yaptığım seyahatlerde oradaki ailelerin bebekleri bezsiz büyüttüklerini görüp hayretlere düşmüştüm..neden bebeklerin altını bağlamadıklarını sorduğumda ise.."Bizde fakirler bebeklerin altını bağlar. Bizim bebeğin 30 tane pantalonu var..kaza bile olsa değiştirebiliriz" dediler..ben şaşkın...onlar gururlu...ondan sonra bu konuyla ilgilenmeye başladım..Internette şöyle bir site var...oradan yeterli bilgiye ulaşabiliyoruz...birde yenilerde Türkçeye çevrilmiş Christine Gross-Loh tarafından "Bezsiz bebek" isimli bir kitapta var..Kitapta Tuvalet iletişimi hakkında bilgiler olduğu gibi, çok faydalı ve dehşet verici bilgiler de var..örneğin;Türkiye'de yılda ortalama 5.1 milyar bezin çöpe atılması gibi...olsun varsın ben kağıdı ..camı dönüştürüyorum..bezde doğada kalıversin diyorsanız eyvallah...ama sayı bana son derece ürkünç geldi.

Bu konuyu annemle konuştuğumda annem bu işin ilk 40 gün içinde yapılabileceğini sonrasının cok geç olduğunu..benim ve ablamın beze hiç kaka yapmadığımızı söyledi...çiş konusunda bu kadar iddialı olamadım zira çalışıyordum dedi..

Şimdi biliyorum ki...sen bir doğurda o ilk 40 günün ne olduğunu görürsün diye gülümsüyor olabilirsiniz ama ben denemeye çok değer olduğunu düşünüyorum...hani benim olsa denerim...zira ben sokaklarda 4 yaşında çocuklar görüyorum..popolar atom karınca kıvamında...bu da biraz geç kalınmış bir durum sanırım...belki bunları okuyup deneyen çıkar veya denemiş olan vardır bilgiyi paylaşır..bende aydınlanırım biraz...



Hem bebekler şıkta oluyorlar bence...bacaklara şahane çoraplar..popolara hafif pantalonlar...kimbilir annem becerdiğine göre bizler de becerebiliriz diye düşünüyorum.

 
Blogger design by suckmylolly.com